ABD'den sinsi tuzak

Uydurma delillerle Irak’ı işgal eden ABD şimdi de İran’a saldırmak için yalan propagandaya başladı. Amerika’nın son propagandası olan ve Müslüman ülkeler arasında çok büyük fitnelere sebep olabilece

Araştırmacı Mustafa Yakutcan, Habervaktim.com için derledi:

"Birkaç gün önce bazı gazetelerde ABD’de ortaya çıkarılan ilginç suikast haberi vardı.

Haberlerde özetle, New York'ta yakalanan bir İran asıllı ABD vatandaşı ile Devrim Muhafızları'na bağlı El Kuds mensubu bir kişinin ABD'deki Suudi Büyükelçisi'ni öldürme planı yaptığı iddia ediliyor.

Psikopat!

Amerikalıların ve İngilizlerin bir sözü var: Mutlak güç insanı bozar. Ben de ilaveten diyorum ki, mutlak güç insanı gabileştirir. Bundan dolayı mutlak güce dayananlar zeki de olsa güç onları zamanla önce kalıplaştırır sonra da salaklaştırır. Bu bir sır değil. Sözgelimi, güce başvuran ve kurnazlıkta sınır tanımayan oğul Bush’un gabi veya budala olduğu sabit bir gerçektir.

Aydınlık fetvacılığa soyundu

İslam karşıtlığı ile bilinen Aydınlık Gazetesi’nin yazarlarından Eren Erdem, insanların birikimleri ile edindikleri mülkleri kiraya verip karşılığında aldıkları kira gelirinin faiz ile eşdeğer olduğu yönünde bir fetva yayımladı.
Aydınlık fetvacılığa soyundu

“KİRA GELİRİ FAİZE GİRER”

Erdem, kira parasının faiz olmaması için bir de şerh getirerek, kişinin eğer çalışmaktan aciz ise, kendisine yardımcı kimsesi yok ise alacağı bir daireyi kiraya vermesinin ‘makul’ karşılanabileceğini belirtiyor.

Kılıçdaroğlu... Kemalist Müftü... 28 Şubat’ta bir Müftü!..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “sakallı” iftarı “Üç Kuruşluk Hüseyin Aygün Tiyatrosu”nun gölgesinde kaldı.

Bizim değerlendirmemiz de araya giren bir dolu olaydan dolayı bu güne...
Geciktik filan diye hayıflanırken, neyse ki Kemal Kılıçdaroğlu son açıklamasıyla meseleyi güncelleştirdi...
Kemal Kılıçdaroğlu’nun son lafı ne güzel:
“Dindar kesimin oylarına tâlibiz!..”
Hayatını “Din”in şekillendirmediği bir “Lider”in, bir iftardan bile “oy çıkartmak” istediğini ilan edişi, “İstismar” değilse nedir?..
Kemal Bey’in bu tür işler yapması iyidir ama yeni değildir.

Bir başka açıdan 28 Şubat...

28 Şubat deyip duruyoruz. Bugünkü gençler için bir özet gerekiyor.

1990'a gelindiğinde, 12 Eylül darbesinin üzerinden on yıl geçtiği halde cuntacılar hâlâ darbe yapamamıştı. Gelenek, on yılda bir darbe ile Meclis'e, hükümete el koymaktı. Evet, on yıl geçmiş ama darbe yapılamıyordu. İhtiyaç belliydi. Her darbeden önce bir kaos ortamı hazırlanıyor, darbe zemini oluşturuluyordu. Bu defa terör ve irtica tehdidi, birlikte gündeme getirilecekti.

Tarihî itiraf

Türkiye tarihî bir süreçten geçiyor. Demokrasi yolunda sancılı da olsa ülkenin çok önemli aşamalar kaydettiği kesin. Demokrasi aleyhine bir yerlerde kurgulanan oyunlar tarihte belki de ilk defa deşifre ediliyor ve devleti yönetenler tarafından bu tür eylemlerin varlığı kabul ediliyor.

Konuşma ihtimali olanların hepsi öldürüldü

Mumcu operasyonunda İran'ın parmağı aranmıştı.
Konuşma ihtimali olanların hepsi öldürüldü

Gerçekten de İran'ın Devlet-i Aliyye zamanından beri ülkemiz aleyhine faaliyette bulunduğu, hâlâ PKK'yı desteklediği ve barındırdığı, Şii jeopolitiği uğruna insanlığı ve İslam'ı kurban etmekte perva göstermediği iyi bilinmektedir.

Şeytanın boynundaki madalyonun bir yüzü İsrail'i gösteriyorsa diğer yüzü İran'ı gösterir.
Ama soğuk savaşın bitimiyle birlikte Türkiye'de tetiklenen suikast operasyonları açısından sorumluluğu İran'a fatura etmek doğru değildi.

Sözde akademisyenler 'Dindar Gençliğe' karşı!

Erdoğan’ın “dindar gençlik yetiştireceğiz”, “tinerci, ateist gençlik istemiyoruz” açıklamaları ve ülkede yaşanan tutuklamalarla ilgili genç akademisyenler bir açıklama yayınladı. Yü

Başbakan Erdoğan’ın “dindar gençlik” açıklamalarının ardından yüzlerce akademisyenin imzacı olduğu ve imzaların şu sıralarda hızla arttığı “genç akademisyenler” adlı bir karşı metin yayınlandı. Akademisyenler imzaladıkları metinde, Erdoğan’ın yarattığı korku heyulasını yıkmak için metni imzaladıklarını dile getirdiler.

“Dindar gençlik açıklamaları ürkütücü”

“Fotokopi”ler, asla “asıl”ın yerini tutamaz!

Hani, her zaman derim ya; insan, “ne oldum!” diye böbürlenmemeli, daima “ne olacağım” diye düşünmelidir!.. Çünkü, yarın ne olacağı belli olmaz!.. Bir “Mü’min”in yarınlarda “kâfir” olması, bir “zengin”in, “bir lokma ekmeğe muhtaç” hâle gelmesi işten bile değildir... Tabiî, bunun tersi de olabilir!.. “Yatalak” biri, bir de bakmışsın “maraton” koşmaya başlıyor!.. “Beş parasız” biri ise “milyarder” oluvermiş!.. Dolayısıyla; hiç kimse “kendinden emin” de olmamalıdır, “yarınlardan ümitsiz” de!..

Yerli ve ünlü dönmeler

Abdurrahim Karakoç

Kimsiniz? Nereden besleniyorsunuz?
Devrim dışında bir sermayeniz var mı?
Sanki Telaviv'den sesleniyorsunuz
Kitabınızda Baykal'sız Deniz var mı?
Büyük bir ihtimalle siz kitab okumuyorsunuz..
Lenin, Stalin, Mao döneminden kalma üç/beş sloganla idare-i maslahat ettiğinizi sanıyorum..
Sizden şüphelenmediğimi söyleyemem.
Erhan Başyurt'un 2006'da yayınlanan ve ikinci baskısını yapan "Ermeni Evlatlıkları" isimli eseri niye okumadınız? Okudunuzsa vereceğiniz bir cevap yok muydu?

İçeriği paylaş

sponsorlu bağlantılar

Son yorumlar